Otuzlu yaşlarımdan sonra dinimi öğrenmeye başladım, piyasada bulunan eserlerden faydalandım, meal ve tefsirler edindim, hadis kitapları okudum.
Allah’ımızın yüceliğini kavramaya çalıştım, beni en çok etkileyen :
Devamlı okumamızı, üzerinde düşünmemizi istenilen, kabirlerde mübarek gecelerde dilimizden düşmeyen, yasin suresi ve onun 7.ci ayeti olan (Onların çoğunun hakkında ilahî hüküm hak olarak kesinleşti. Artık imân etmezler onlar..) 8.Cİ AYET( Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.) 9.cı ayet(Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.)10.ayet(Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.)11.ayet(Sen ancak zikre (Kuran’a) uyan ve görmeden Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.)
Bu hükümler bende büyük bir soru işareti yarattı. ŞANI YÜCE RABBİMİZ NEDEN UYARICI OLARAK, BİZZAT PEYGAMBERİMİZİN KENDİLERİNİ DİNE DAVET ETTİĞİ HALDE, BAZI İNSANLARI PEŞİNEN CEZALANDIRMIŞTI.( onların çoğu hakkında ilahi hüküm hak olarak kesinleşti )
Çünkü hitap, peygamber efendimizedir, kendisi son peygamberdir. Bu insanlar daha önce bir peygamberle muhatap olmamışlardır. Müfessirler; Kişilerin amellerinin ne olacağı önceden bilindiği için bunlar hakkında hüküm verilmiştir diye izah ediyorlar.
Ben tefsirlerde okuduklarımdan tatmin olmadım.
Sonra Âdem Aleyhisselamın yaradılışını okurken, günümüz genetik ilmi ve tıp ilmi ışığında, yaradılıştaki bazı incelikleri fark ettim,
Genetik ilminde saf kan gen, doğan canlının anne ve babadan aynı özellikleri alması halinde oluyor. Farklı genler alınmışsa güçlü gen etkisini gösterse de melez bir yapıya sahip oluyor.
Cenab-ı Hak Âdem atamızı mükemmel olarak yarattığını beyan ediyor, bu da Âdemin sahip olduğu bütün genlerin SAFKAN olduğunu ve mükemmel olduğunu gösterir.
İnsan, bir trilyon üç yüz milyar genden oluşmaktadır. Ve bütün yapısını bu genler oluşturmaktadır. Safkan ve mükemmel genlere sahip olan Âdem Aleyhisselam, mükemmel genleri sayesinde şu anda kimsenin sahip olmadığı özelliklere de sahipti.
Havva validemizin Âdemin kaburga kemiğinden yaratıldığı söylenir bu durum ise bu günün genetik ilminde kopyalama olarak geçiyor, bu durumda Havva anamızda aynı mükemmel genlere sahiptir, aralarında cinsiyet ten başka fark yoktur.
Her ikisi de safkandırlar, bu ise onların tüm çocuklarının yüzde yüz saf kan olarak doğacağının delilidir. Einstein’ in beyninin yüzde on sekizini kullandığı bilinir. Allah mükemmel yarattığı Âdemi ve Havva’nın beyinlerinin kapasitesini yüzde on sekizlere indirerek mi dünyaya yolladı.
Cennette her ikisi de melekleri, şeytanı görme melekesine sahiptiler, onlarla konuşabiliyorlardı, cennetten yeryüzüne indiklerinde bu yeteneklerinin ellerinden alındığına dair bir bilgi mevcut mudur?
Âdem in ve Havva’nın bütün kutsal metinlerde bin yaşına kadar yaşadığı vardır, keza oğullarının ve soyundan bazılarının, Nuh Aleyhisselamın, Süleyman Aleyhisselamın da uzun yaşadıklarını biliyoruz,
Bütün bunlar âdemin yaşlanma genlerinin muazzamlığının kanıtı değilmidir.
Bin yıl yaşayan bir insanın, bütün mikroplara, bakterilere bulaşıcı hastalıklara, hatta her türlü haşarat ve bitki zehirine bağışıklı olduğunu göstermezmi.
Beyinlerinin tamamını kullanan bir insanın cinleri emri altında yönetip, hayvanlarla bile iletişim kurabileceğinin kanıtı Süleyman Aleyhisselam değilmidir.
Âdemin secde de meleklerin zikrini işitip katıldığı bilgilerimizde yokmudur.
Âdemin yaşı konusunda bin yıl değil bin aydır bu da seksen yıl eder deniliyor, yaradılıştaki bütün safhaları, bir damla sudan insanın oluşumundaki merhaleleri en ince ayrıntısına kadar kur an da anlatan Rabbimiz ay ile yılları karıştırmışmıdır. Yoksa insanların bin yıl yaşayabileceğini idrak edemez hale gelen beynimiz. Bu olsa olsa ay olmalıdır, diyerek yılları ay bilmiştir.
Bilim adamları; Timsahların altı milyon yıldır safkan genleri sayesinde aynı yapıyı muhafaza ederek, hiç değişmeden günümüze ulaştıklarını belirtiyor.
Nasıl oldu da bu muazzam genlere sahip iki insandan ırklar oluştu aborjinler ve bazı amazon insanları gibi ufak tefek çirkin ve zekâları zayıf insanlar türedi.
Hayvanlardan daha vahşi ve acımasız katiller, sapıklar türedi.
Meleklerle konuşmuş Cenab-ı Hakkın hitabına mazhar olmuş o mükemmel iki insanın soyundan; farelere, güneşe, fillere, ineklere, kendi yaptıkları putlara tapan zekâlı ve geri zekâlı insanlar türedi.
Âdem yaratılmışların en mükemmeli ve şereflisi idi; çünkü onda hiçbir yaratılmışa verilmemiş olan ve Cenabı Hakkın zatından bir cüze sahipti akıl’ a
Âdem in yaradılıştaki yegâne zafiyeti onun nefsi ile yaratılması idi, nitekim ilk imtihanı da nefsiyle oldu ve cennetten dünyaya inmek zorunda kaldı ve nefis, Âdemoğlunun bütün soyunda yerini aldı. Bu ise şeytanın tek kozu idi.Bu gün paleontolojinin bulgularını inkâr etmemiz mümkün değildir, dünyada yaşamış insansıların tasnifleri yapılmış, yaşayışları araştırılmış ve müzelerde sergilenmektedir. Çin adamı, Neandertaller, goliad, türleri…
Bunlar evrimle mi olmuştur, maymundan mı gelmiştir, bunun ispatına çalışılıyor. Her nasıl olmuşsa mutlaka Rabbimizin yaratıcılığı ve terbiye edici kanunları ile olmuştur. Ve bu insansıların beyinleri, gaybe imanın şümulünü kavrayacak Cenab-ı Hakkın büyüklüğünü idrak edecek kapasitede değildi. Şüphesiz sorumlulukları da yoktu, görünen o ki mağaralarda azıcık zekâları ile (bu günkü şempanzeler gibi) yaşıyorlardı.
Önlerinde ve arkalarında set çekilmiş, gözleri perdelenmiş ve görmezlerdi.
Uyarılsalar da uyarılmasalar da onlar için birdi, asla inanmazlardı. İnanamazlardı.
Bu gün bu insansılardan alınan örneklere yapılan DNA testlerinden bunların genlerinin insanla uyuşmadığı görülmüştür. Ama yapılan araştırmalar insana uygun DNA taşıyan bir türün olduğu yönündedir.
ABD’li antropolog Erik Trinkaus, 35 bin yıllık iskeletler üzerinde yaptığı araştırmada insanın atalarıyla Neandertaller’in çiftleştiklerini ve Avrupa halklarında Neandertal atalarından genetik kalıntılar olabileceğini öne sürüyor.
Antropologlar, insanların Neandertaller’le kültürel iletişime girdiğini savunuyor. Ancak biyolojik evrim tarihi açısından esas önemli soru, Afrika’dan gelen insanların, Avrupa’da hüküm sürmekte olan Neandertaller’le çiftleşip çiftleşmedikleri. ABD’nin önemli araştırma kurumlarından Washington Universitesi uzmanı Erik Trinkaus, Avrupa’daki insanların Neandertaller ile ilişkilerinin olduğunu savunuyor.
Bu neyi ispat eder ..
Eğer böyle bir tür varsa: Âdemoğullarının, babalarını cennetten eden, nefislerine uyup, bu türle birleştiklerini gösterecektir.
Yaratılış olarak, beyin yapıları ve beyinlerini kullanma kapasiteleri, vücut dirençleri, yaşlanmaları ve ömürleri, bağışıklıkları, kas yapıları hâsılı bütün genetikleri âdemoğlundan çok zayıf olan bu türün genleri, âdemoğlunun muazzam genleri ile karışınca baskın ve safkan olan genler görünüşte öne çıkacak, yeni doğanlar, melezliklerine rağmen başlangıçta mükemmel görüneceklerdir.
Ama iç dünyaları ve genlerindeki zafiyetler zamanla ortaya çıktıkça, aradaki bariz fark belirdikçe.
Beyinlerinin tamamını kullanamaz, ötelerle ilişki kuramaz, hastalılara, zehirlere karşı dirençsiz, çabuk yaşlanan, iman zaafı olan nesiller türeyecek. Ve bu nesil, Âdem in has genlerine sahip olanları, tanrılaştırılacak, krallaştırılacak ,
Zeus örneğinde olduğu gibi: Babası, karısı oğulları ve kızları tanrılaşacaklar ve melezleri: Köleleri hatta kulları olarak görecekler. Ve onların kendilerine kurban edilmelerini bile normal görecekler.
Zafiyetler ortaya çıktıkça melezler; imanını genlerinden gerçeğe dökecek çevreden ve zekadan mahrum olacaklar , artık önlerinde ve arkalarında set çekilenlerden olacaklar, asla iman etmeyenlerden olacaklar ve peygamberlere ilahi emir gelecek …..sen onları sadece uyar…
Düşünmezmisiniz, akletmezmisiniz , görmediniz mi…. Kur anın her gün bize mesajı bütün bunlar değilmidir . Düşünmenin en büyük ibadet olduğu söylenmiyor mu?
ÜSTELİK HER GÜN GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE OLAN VE FARK ETMEDİĞİMİZ BÜYÜK BİR DELİL VARKEN.
AT ile EŞEK… Farklı görünüşte, sesleri, güçleri vücut yapıları farklı, ama genleri tutuyor birleşince ikisinin karışımı KATIR oluyor…
Katırda, atın asaletinden eser yok, estetiğinden eser yok sadece cüssesi eşekten iri.
Safkan Arap atlarından safkan atlar doğuyor, safkan eşeklerden eşek doğuyor, safkan Arap atı ile safkan eşekten… Melez, katır doğuyor.
Kim bilir, belki de yeryüzünde, Âdem Aleyhisselama gelen ilk vahiy ( zina etme )
Emr-i ilahisi idi.
Bu ilahi emre uyan âdemoğulları ve çocukları ilahi lütfa nazar oldular, peygamber oldular, hatta her iki kardeş peygamber oldu. Peygamberlik bir müddet babadan oğla geçti. Çünkü genleri ve beyinleri, akılları, imanları peygamberliği algılayacak, yükünü kaldıracak ve idrak edecek kapasitede idi. Onların yolu sırat-ı müstekıym di.
Akıl nefse hâkimiyeti sağlar, akıl sahipleri üremeyi kontrol edebilir, akıl zafiyete uğrayınca sınırsız üreme, melezlerde nüfus patlamasına yol açınca, âdemoğulları azınlıkta kaldı.
Bu gün hala geleneklerimiz de güçlü bir şekilde yerleşmiş ve uygulanan. Evlenecek gençlerin anne ve babalarının karşı ailenin soyunu sopunu araştırması, inançlı olanların tercih edilmesi, ailede genetik bozuklukların araştırılması ve bu endişe ile yakın akraba evliliklerinin artması, o günlerin kaygılarından kaynaklanıyor olabilir.
İşimi gereği bütün bu düşüncelerimi, kariyer sahibi ilahiyatçı hocalarla paylaşma fırsatım olmadı aslında bu düşüncelerimin devamı var fakat ilk izlenimlerinizi almak istiyorum. Değerli hocalarım lütfen bu yazdıklarıma cevap veriniz irdeleyiniz, eleştiriniz, ilgili hocalara aktarınız. Alakanızı esirgemeyiniz, hepinize saygılarımı sunarım.
KEMAL ELİTEMİZ……..kemalelit@msn.com

Yorum yok "Âdem Oğlu"
Yorum Gönder